Ankara Takla Güvercinleri


Ankara Takla Güvercinleri




“Ankara’nın ünlü üç beyaz”ı olarak bilinen Ankara Keçisi, Ankara Tavşanı ve Ankara Kedisi yanında, daha az bilinmekle birlikte dünya genelinde güvercin yetiştiricilerinin yakından bildiği bir diğer özgün türü de “Ankara Takla Güvercinleri”dir.  Takla güvercinleri ile birlikte Ankara ünlülerini “dört beyaz” olarak tanımlamak daha doğrudur. (Süt) beyaz ve beyaza yakın renklerin çoğunlukta olduğu bu takla güvercini türü gerçekten de Türkiye’nin ve dünyanın performansı en yüksek takla güvercinleri arasında yer almaktadır.


Ankara takla güvercinlerinin, diğer takla türlerine göre en önemli özelliği, yukarıda ifade edildiği üzere “performansı”dır. Performanstan kasıt uçma süresi, konmak amacıyla yere yaklaşma sıklığı, her yaklaşma sonrası, ayakları tam yere değecekken konamadan yeniden tırmanışa geçme (fışkırma) sayısı, fışkırmanın dikliği, fışkırma sürecinde atılan taklaların çokluğu ve kalitesidir. Zira, öteki takla ırklarının aksine Ankara güvercinlerinin taklaları arasında çok az bir zaman dilimi vardır ve çok daha sıkı takla atarlar. Her takladan sonra hafif (çoğu zaman dikkati çekmeyecek kadar) bir yükseklik kaybedip tekrar tırmanışa çıkarlar (fışkırma). Tırmanışı öteki ırklara göre biraz daha kısa fakat daha fazla kombinasyonla (her takla atıp tırmanışa bir kombinasyon dersek) doludur. Damarı sert olanlar, yani safkan Ankara taklası olanlar delicesine takla atar ve kısa bir süre uçurulmayınca tutulur (takladan uçamamak). Hayatlarını idame ettirmek açısından sıkıntılı bir dönem olan “tutulma” durumunda bırakın ayaklarının yerden kesilmesini, adeta yürürken bile takla atarlar. Bu durum ise bazen başlarını sert zemine çarpıp ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlike taşır.


Oyunlarının sertliği ve klasik fiziği ile Ankara taklaları en favori olan taklacı türüdür. Ankara güvercin yetiştiricileri Türkiye'de belki de kendi ırklarına sahip çıkmış tek yöresel yetiştiricilerdir. Bu ırkı saf halinde bulabilmek Ankara’da halen olasıdır. Ancak, ırkın diğer ırklarla kırma yoluyla soyunun kaybolmaması için gerekli ve bilinçli tedbirlerin alınması büyük önem taşımaktadır.


Ankara takla güvercinlerinin fiziksel özellikleri ise şöyledir. Bu tür vücudu, kafası ve kanatları itibarıyla Türkiye’deki takla güvercini ırklarının en küçüğüdür. Renk itibarıyla ise Ankara taklaları gümüş ve kahverengi renkleri dışında her renkte bulunur ancak her zaman renkleri hafif kirlidir. Kuşçu terminolojisinde “kirli” terimi rengin canlı olmaması, göreli olarak “mat olması” anlamını taşımaktadır. “Gök” renginde olanlar, diğer bir deyişle “Maviler”, sokaklarda çatılarda sıkça gördüğümüz yabani güvercin mavisi gibi koyu ve sisli mavidir. “Araplar” yani siyahlar ise hiçbir zaman koyu arap olmayıp daha açık renktedir ve kanatlarındaki şeritler (mavilerde olduğu gibi) siyah rengin altında bellidir.


Bunun nedeni de genetik olarak gerçek arap olmayıp çok koyu maviden gelmeleridir. Bu kuşların birbirine vurulmasıyla koyu mavi elde edilmesi normaldir.  Limon, portakal, şeker ve kırmızılar her zaman grimsi (kül rengine yakın) bir renkle kaplıdırlar. Bu dört renkten birisine sahip olan bir Ankara taklasının hiç bir zaman kuyruk ve kanat uçlarının süt beyaz olmaması ve grimsi bir beyaz olması yaygındır. “Açık boz” denilen ve çoğu güvercin yetiştiricilerinin “kirli sabuni” olarak bildiği renk Ankaramıza aittir. Aslında bu renk tonu sabuni ile ilgili olmayıp mavi renginin bir tonudur.


Benzer bir renk durumu kahverengilerde de mevcuttur. Açık kahverengi olarak bilinen bu renk aslında yine maviden gelme olup gerçek kahverengi rengiyle ilgisi yoktur. Bunu anlamak için basit bir test kuşun büyük teleklerine bakmakla yapılabilir. Gerçek kahverengi güneşin etkisiyle renk kaybına uğrar. Bu nedenle kuşun kanadı açıldığında en uzun tüyün kanat kapalıyken bir önceki tüy tarafından kapatılmış kısmı (güneş görmeyen) en uzun tüyün uç kısmından daha koyudur. Sanki bir gölge gibi görünür. Bunu Ankara kahverengilerinde görmek olası değildir.


Hem Başkent Ankaramızın, hem de Ülkemizin en önemli değerleri arasında yer alan Ankaramızın dördüncü beyazı olan bu ayrıcalıklı takla güvercini türünün koruma altına alınması en az diğer üç beyaz kadar önem taşımaktadır.